» » LAZCA' ya dair _Bir Aceminin Soruları


LAZCA' ya dair _Bir Aceminin Soruları

sponsor bağlantıları


LAZCA' ya dair _Bir Aceminin Soruları

"Savaş içinde yarış neden?

Çok bilen mi kazanacak, çok bildiren mi? Uğruna mücadele verdiklerimiz neyin ne kadar farkında? 

Ayşe abla Lazca yazılmış bir kitabı okuyabilir mi?"


Dünya artık ekranların içinde. Yaşam, ölüm, haber, soru, sorun, resim, müzik, kültür... Bahçemizde gezinen hayvanlardan bihaberiz ama internet sayfalarında hepsinin hayatlarına hakimiz. Sokakta bir çocuğun başını okşamaktan aciziz ya da "okşayamıyoruz" ama yine internette türlü türlü çocuk resimleriyle ruhumuzu tatmin ediyoruz. Hoş sokaklarda çocuk da kalmadı ya! Hepimiz gibi ben de hayatı kablolar ve ekranlar aracılığıyla yakalar oldum; buna yakalamak denirse!

Bu yazıyı neden yazma gereği duydum? Derdim ne bu global esarete çözüm aramak ne de kınamak. Yalnızca uzunca zamandır alakadar olduğum Laz dili ve kültürü konularında bu ekranlarda şahit olduklarımı sorgulamak ve anlamaya çalışmak istiyorum. Bu bir derttir; derdimizdir. Lazca' ya emek veren herkese müteşekkiriz. Ancak bu derde deva ararken, aynı savaşı verirken tuhaf rekabetler bizi zaferden uzaklaştırmaz mı? Aynı amaca hizmet edenler birbirlerini yok sayarak ya da öne çıkarak; adı her neyse, ana fikirden sapmış olmaz mı? Dayanışmak, omuz omuza vermek varken karalamak, yaralamak neden?

Paylaşmak büyütürken, bölmek yahut bölünmek neden? Savaş içinde yarış neden? Bu savaşın galibi hangi birey olabilir ki? Çok bilen mi kazanacak, çok bildiren mi? Bu savaş bilmeyenlerin kazanacağı bir savaş olmalı. Bu noktada başka bir pencere ve başka bir soru daha geliyor aklıma. Peki uğruna mücadele verdiklerimiz neyin ne kadar farkında? Bu ekranlar onlara ulaşabiliyor mu? Asırlardır dilini saklayan, taşıyan bedenler Lazca ile veya Lazca adına yapılanlara ulaşabiliyor mu? Lazca yazılardan, araştırmalardan, kitaplardan haberdarlar mı?

Bir Laz köyünde kaç kişi Laz alfabesini biliyor. Ayşe abla Lazca yazılmış bir kitabı okuyabilir mi? Bütün bu çabalar, çalışmalar internet kullanabilen ya da şehirlerde yaşayan bir miktar insanın, birbirlerinin yaptıklarını izleyip, yazdıklarını okuyup bir başka sayfada paylaşmasından ibaret mi kalacak? Bir Laz destanı yalnızca beğeni butonunun takdiri ile mi değer bulacak?

Bu sorgulama, aciz bir meraklının, bir aceminin kaygıları sadece. Ne yazık ki bu dönemde, bu çağda tüm bu kaygılarımı dindirecek bir alternatif de bulamıyorum. Ancak bir Laz köyünde yaşayan bir Laz olarak, derdin doğduğu yerde ve belki de öleceği yerde dokunmak isterdim Lazca'ya. Komşularımla, yaşlılarla, Laz çocuklarıyla lazma kokularının içinde bir Laz Alfabesi dersinde olmak isterdim. Bir "alimyerinin" avlusunda babaannenin torununa bir destan öğretmesini dilerdim, internetten dinlemek yerine. Derin çizgili yaşlı yüzleri fotoğraflarda değil ellerimin altında hissetmek isterdim. Şenlikli günler, türkülü destanlı, atışmalı geceler, meciler, noderiler köyümde olsun isterdim.

Dokunmalı, koklamalı, duymalı... Usul usul. Katılmalı her ana. Belki o zaman bir şeyleri kaybetmekten bu kadar korkmayacağız. O zaman şu kaydedicileri bir kenara atıp hayata katılacağız. Bir çocukla fındık ayıklarken Lazca konuşabildiğimizde kazanmış olacağız, kendi kendimize binlerce kelime bilsek ne fayda!

Merve ALÇİÇEK



Emojiye tıkla sayfaya duygunu bırak
0


Daha kolay yorum yazabilmek için ücretsiz üye ol Üye Olmak İçin Tılka


Adınız Soyadınız: