DOLMUŞ

sponsor bağlantıları


DOLMUŞ


Lazistan' da "yaz" demek kimileri için tatil, kimileri için gezi kimilerine "ç̌uruğayi", kimisine eziyet ve daimi bekçiler için, çay, fındık...kısaca "çaliş" demek... Tam da bu kolaja sahipti o gün köy dolmuşu.


Her zamanki gibi kokuları! sebep gösterilerek arka beşliye oturtulmuştu Gürcü çay işçileri. Kokmasalar da bir bahane bulunacaktı muhtemelen. Hem muhtaç olunan, hem aşağılanan, itilen işçiler.


Irkı farkeder mi ki; işçilerin kaderidir bu durum. Tezat şu ki, azınlık olmanın, itilmişliğin, ayıklanmışlığın bunca derdini çekmiş bir toplum olan Laz milleti de bu asırda hala bu konuda ıslah olmamıştır. Mahalle mahalle birbirini ayırır, ırk ırk ötekini. 


İlginçtir; kendi alanından çıktığı an, -özellikle gurbette- beğenmediği "Orç̌ayiler, Rizenayiler" en has hemşerileri oluverirler. Bu elim hata bir korkunun dışavurum anında ancak yokediyor kendini. Köklerinin güvencini hissettikleri topraklarında, yaşam alanlarında korkacak hiçbir sebep, birbirlerini ayıracakları keskin uçurumlar yok. Olanı da büyük zararlar vermiyor, yumuşak atıflarla geçiyor hayat. Ama şehir, gurbet..Benzemiyor Lazistan' ın özgür ve özgün köylerine. Kimsenin horozu ötemiyor. Yok ediyor, siliyor herkesi. Hele ki ayrıysan, ayrışıyorsan. Devasa bir rende gibi un ufak ediyor her ayrılanı. Korkutuyor şehir Lazları. Korkutuyor tüm azınlık halkları  başka bir yerde olmak. 


Dolmuşta en arkanın bir önü genellikle gençler ve çocuklara ayrılıyor. En önde, en yaşlılar arkaya doğru doğaçlama bir sırayla diziliyorlar. Bir çuvalda bir kaç tavuk, bagajda iki çuval inek yemi ve şehirli gelinin kuzineye uyamayıp çarşıdan satın aldığı mini fırın var.


Köylülükten şehirliliğe ayak uydurmaya çalışan ,- ki bu bir sınıf atlayışı belli ki ona göre - genç kızın kucağında da bir köpek. Mümkün olduğunca ben köylü değilim demek isterken genç kız, belki de özgürlüğü için "köy" diyecek köpek, avaz avaz.


Her inen indiği yerin navlonunu vererek ufak ufak dökülüyor. Yazlıkçılar bol. Bütün yılı şehirde geçirip yazın misafirliğe gelenler için, dolmuşun camından, ağaçların dalına kadar her şey pürüz. Bir emekli memur da mahalle yolunun darlığına atıfta bulunarak ispatlamak istiyor şehirden geldiğini. Bu da ayrılmanın ve ayırmanın bir başka çeşidi. Ah insanoğlu şehirde köye hasret, köyde şehre.


Herkes çay fiyatlarından bahsediyorken, ufak ufak çiselemeye başlıyor yağmur. Üstüne üstlük kontenjan da 20 kilo olmuş. Derken yağmur hızlanmaya başlıyor. Tatilciler tedirgin, işçilerse serinde çay toplamayı yeğliyor güneşe. Tam o sırada sadece bir Laz köyünün dolmuşunda duyulabilecek o cümleyi kucağında köpeğiyle şehirli olma yolunda ilerleyen genç kız kuruyor: " Anne, ha bu yağmurde çayi vagonle nasi taşiyacayiz?"
Vagon, teleferik vagonu: "Hava hatti ".


ʒapule 
Merve Alçiçek



Emojiye tıkla sayfaya duygunu bırak
0


Daha kolay yorum yazabilmek için ücretsiz üye ol Üye Olmak İçin Tılka


Adınız Soyadınız: