» » LAZ DÜĞÜNLERİ, NİŞANLILIK VE LAZ İNANIŞLARI

LAZ DÜĞÜNLERİ, NİŞANLILIK VE LAZ İNANIŞLARI

      


sponsor bağlantıları




LAZLARDA EVLİLİK, LAZLARDA NIŞANLILIK, LAZLARDA EVLENME RİTÜELLERİ

Ramazan Kosanoğlu K'lemurişi

Daha önceki yazılarımda Laz dili ve Kültürü hakkında geçmişte yaşanan olaylardan bahsetmiştim.  Bundan önceki yazılarımda sırası ile  LAZLARIN KÜLTÜR VE İNANIŞLARI-1 ve  LAZLARIN KÜLTÜR VE İNANIŞLARI-2 adı ile iki yazı kaleme almıştım.  Bu serinin son yazısı adına bâtıl denilse de kendi içinde mantıksal bağ olan olaylara ve inanışlara değinmek istiyorum.  Mek'alesk'irit köyü baz alınarak hazırlanmıştır. Diğer bölgelere de benzer inanışların yaşandığına da şahit oldum. Kötü zannedilse bile yaşatılması gereken kültürümüzün parçası olan inanışlar sembolik dahi olsa yaşatılmalıdır. Günümüzde diğer kültürlerde de bir çok "batıl inanç" varlığını sürdürmektedir. Yıldıza bakıp dilek tutmak, şarkılardan fal tutmak, Nazar için boncuk, yumurta kabukları asmak ve daha bir çoğu... Bu serideki son yazımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

 VİDEO Bu videoyu faydalı bulduysanız  Lazca TV kanalına abone olun, beğenin ve paylaşın.



NIŞANLILIK DÖNEMİ
Lazlarda nişanlanma süreci akraba tavsiyesi, kız-erkeğin uzaktan bakışmaları, birbirlerini beğenmeleri ile başlardı. Çiftler hiç nişanlamadan evlendikleri de olurdu.
Nişanlı kalma süreleri genelde 2 yıldan az olmazdı. Nişanlı kalma süresi ne kadar uzun olursa o kadar nişanın bozulacağı inancı taşısalar da, hem iaşe için tarlalarda çalışmak, hem de küçük yaşlarda   olan kızların büyümesi için  kız tarafı nişanlılık zamanını uzatabildiği kadar uzatırdı.  

 Nişanlanır nişanlanmaz kız tarafına eşyalar alınırdı. Elbiseleri almaya gelin adayı, kız kardeşi, annesi giderdi.   Babanın gitmediği de olurdu.   Enişte tarafında ise eniştenin anne-babası, yakın bir teyze/hala alınırdı.  Eniştenin elbise almaya gitmediği de olurdu.    Her gelin adayına muhakkak en az 1-2 takım elbise alınırdı.   Elbiselerin yanında ise muhakkak altın takılar da olurdu. Gelin adayının yakınlarına özellikle geline eşlik eden kız kardeşine, gelinin ana-babasına selamlık elbiseler alınırdı. Yakın tarihe kadar bunlar evliliğin temel şartlarındandı.   
Nişanlı kalındığı dönemde damat adayı gelin adayını dilediği zaman göremezdi. Hatta hiç konuşamazdı.
Ancak yolları bahçede kesişir, aileleri bir araya gelir iseler istisna.

ELATU RİTÜELİ
Nişanlıkta “elatu” denilen ritüel vardı Lazlarda. “elatu” bir yanını kapatmak anlamına gelmektedir. Elatu ritüeli Nişanlı olan kızın gelin olacağı evin ve yakın akrabaların gördüklerinde başörtülerinin o kişiye yakın olan taraftan yüzünü kapatılmasıdır. Kadın veya erkek kim olursa olsun gelin adayı bunları gördüğünde saygıdan dolayı yüzünü kapatırdı.   Bu Lazların bir geleneğidir. Bu ritüel saygıdır. Evleneceği insanın yakınlarına bu şekilde saygı gösterilirdi. Eğer gelin adayı yüzünü kapatmıyor ise “istemiyorum” anlamına geliyordu.   Her davranışın bir anlamı vardı. Konuşmadan da duygularını anlatmak mümkündü.  Gelin adayı evleneceği kişinin erkeler dahil  yakınları dışında yüzünü kapatmıyordu.


CETORU/kız kaçırma

Cetoru “ Lazcada bir şeyi ya da birini aşağıya doğru sürükleyerek götürmek  anlamına gelen bir kelime. Deyimde ise “kız kaçırmak” anlamına gelir.
 Birçok toplumda olduğu gibi Lazlarda da geçmişte yaşanan bir durumdu. Kız kaçırma başvurulan son yöntemdi.  Kaçırma girişiminde bulunma nedenlerine baktığımızda özellikle birbirlerine seven gençlerin aileleri olur vermediklerinde erkek tarafı kızı kaçırma girişiminde bulunurdu.
Erkek tarafının yeterli görülmemesi ve kız verilmemesi günümüzdeki olaylarla hemen-hemen aynıdır. Eniştenin uygun görülmemesi kızlarının daha iyi yaşam koşulları sağlayacak biri ile evlendirmelerinden kaynaklanıyordu. Çok az da olsa zorbalıkla kızın kaçırıldığı da olmuştur.   Günümüzde ise kız kaçırma olayı neredeyse yok.  

“ANA SÜTÜ” PARASI
 Lazlarda başlık parası konusu diğerlerinden biraz farklılık göstermektedir.  Bir kaç açıdan yaklaşmak lazım bu konuya.  Kırsal bölgelerde yaşayan Lazların kızlarını evlendirirken yukarıda da enişte seçimine dikkat ettikleri husus kızlarının refah ve güvence içinde yaşamalarıdır. Bu anlamda kızlarının itilip kakılmaması, değerinin bilinmesi ve güvence altında olması açısından diğer toplumlardaki “başlık parası” olarak bilinenden farklı olarak “süt parası” denmektedir. Sütten kasıt  annedir.
Evlilik yaşına kadar besleyen ve büyüten annenin önemsendiğini fark ettirmek için verilirdi.  Başlık parasına yakın olan durumlar da vardı. Bunun için o dönemi hatırlamak lazım. Köylerde yaşamlarını sürdüren Lazlar en yakın ilçeye yürüyerek bir günde gidebilen, devletin yüzünü ömründe sadece mısır ve tahıldan vergi isteyen memurları gören insanlardı.
Lazlar tulumlu düğünler yaparlardı. Düğün için yemek haricinde paralar harcanmazdı. Dolayısı ile kızlarını komşunun evine gönderir gibi evlendirmek istemezlerdi. Kızlarının değerli olduğunu ana sütü parası istenerek anlatmak isterlerdi. Bu para sembolik bir değerdi ve "nargi" dedikleri toplum tarafından belirlenen bir ücretti.
 Kızlarını evlendirmenin ilk şartı iyi bir yere, toprağı bol alan, yaşamını rahat sürdürebilen insanlar olurdu.  Ana Sütü parası bu ölçü sonrasında yer alırdı.
Ana Sütünün ne kadar olacağı her ne kadar kız tarafından belirlense de erkek tarafının ne kadar ödeyebileceği, maddi durumu göz önüne alınırdı. İslamdaki "Mehir" ile benzerlikler de içinde barındırır.

 AİLENİN YANINDA ÇOCUK SEVMEK
Lazlarda bir anne ve babanın yanında kendi çocuğunu kucağına almıyor, eşi ile ilgilenemiyor hatta konuşamıyordu.  Büyüklerin yanında çocuk sevmek o dönemde çok iyi bir davranış sayılmazdı.
 İnsanlar en büyük keyiften mahrum kalsalar da asla şikayet etmezlerdi.  Bu onlar için büyüklerinin ne kadar değerli olduğunu anlatmanın en önemli belirtisi idi. Yüksek sesle konuşmak, aile kararlarına itiraz etmek, toplumun değerlerine ters düşen fiillerde bulunmak, yaşlılara itaat etmemek, hürmet göstermemek görülmüş şey değildi.



 YOXO CEŤAXU/adı çıkmak Kelime anlamı “isim kırmak”, deyim olarak ise“ biri ile adı çıkmak” anlamına gelmektedir.   Evlilik çağına gelmiş bir kız ve bir erkeğin o dönemlerde yan yana gelmesi çok insan tarafından uygun görülmemekte idi. Evlilik çağına gelmiş bir kız ve bir erkeğin yan yana gelmesi sakıncalı bulunurdu. Sevgililer birbirlerine olan sevgilerini komşuluklarda, kalabalık ortamlarda uzaktan bakarak severler, bazen de gizli yerlerde yol üzerinde denk geldiklerinde bakışırarak belli ederlerdi.
Evlilik çağındaki gençler eğer bu toplum kuralına riayet etmeden her yerde ulu orta buluşup toplumun değerlerine ters düşen “uygunsuz” hareketler sergiler ise bu iki genç adları çıkardı. Adlarının çıkması bu iki insanın evlenmek zorunda kalacakları anlamına gelirdi.  Adı çıkan iki insana toplum tarafından hoş bakılmaz, evlendirilirdi.

ÇXİNDİ EǮAǨORU
Gelin evlendiği yere gittiğinde nişanlılıkta yaptığı saygının bir uzantısı olarak başörtüsü ile burnu ve çenesini kapatarak saygıya devam ederdi. Bu kapatma kayın babası (mtiri) kendisine hediye alıncaya kadar devam ederdi. Hediye alındığında ise ritüel son bulurdu. Buna da Lazcada Cxindi Eǯaǩoru deniyor.

Laz kültür ve inanışları dizimize devam edeceğiz.
Bu videoyu faydalı bulduysanız  Lazca TV kanalına abone olun, beğenin ve paylaşın.
Emojiye tıkla sayfaya duygunu bırak

+1

Yorum Ekle